Feminizm Kapitalizme Kurban mı Ediliyor?

Pelin Dilara Çolak
2 min readFeb 25, 2020

Instagram’da, özellikle kadınlar arasında, feminist bir başkaldırı olduğu düşünülen bir video hızla yayılmaya başladı, “be a Lady”. Fakat kanaatime göre etkileyici olmakla birlikte eksik ve bu yüzden de yanlış sonuçlar doğuran bir video.

Videoyu instagram’da paylaşarak yaygınlık kazanmasını sağlayan ve dahası altına gururla, hatta bir parça hınçla yorum yapanların bir çoğu ünlü influencer’lar. Yani kim tarafından ne zaman ortaya çıkartıldığı tam olarak tespit edilemeyen buna karşın kimin hangi çıkarla sürdürdüğünden şüphe edilmeyen “Nasıl daha güzel veya zayıf görünürsün?” sorusunu “Bunu satın al” diyerek yanıtlayan yeni meslek grubu. Buraya küçük bir dipnot düşmek gerekiyor ki herhangi bir grubu suçladığım yok, haşa. Kaçınamadığımız bu tüketim kültürü karşısında influencer’lar da herkes kadar suçlu. Öyle ki rüştünü 50 yıl önce ispatlayan reklamcılık sektörünün dijital çağımıza uyarlanmış yeni bir kolu yalnızca. Bu yüzden sistemin kurbanlarının sistem içerisinde ayakta kalma çabasına saldırarak vakit kaybetmekten ziyade kitlesel olarak problemin ana kaynağına yönelmek gerekiyor. Ama ben sanmıyorum ki, influencer’ları kurban gösterenler Iphone telefonları ve Nike ayakkabılarından vazgeçerek sosyalist ekonomi için mücadele edecekler. O yüzden influencer’lara ilk taşı en günahsız olanınız atsın!

Fakat şunu akılda tutmak, hatta yalnızca kendi aklında tutmayıp çağımızın duvarları olan hikaye akışlarımızda haykırmak gerekiyor. (Sözde) Instagram feminizmi, feminizm değil; seni erkek egemenliğinden kurtarıp kapitalist sermayeye köle ediyor.

Bu yüzden bahsedilen video beni yeniden düşünmeye sevk etti. Acaba hangisi bir diğerine önsel: Toplumsal cinsiyet mi, üretim ilişkileri mi?

Videodaki anlatıcı Cynthia Nixon, meşhur “Sex and the City” dizisinin yıldızlarından biri. SATC, başta Amerika ve Avrupa olmak üzere neredeyse tüm dünyada özgür, sevişen, güçlü kadın imajını yaygınlaştırmak konusunda önemli bir görevi yerine getirirken bir yandan moda endüstrisi güzellemeleri ile kadınları tüketime teşvik ederek aslında başka bir Lady’lik kalıbına hapsediyordu. Sanıyorum ki moda ve güzellik sektöründe bir idealin pazarlanması konusunda çok az şey SATC kadar etkili olmuştur. Cynthia Nixon’un kendisi de bunun altını çizerek, “Sex and the City’de feminizme dair çok fazla yanlış şey vardı.” ifadesini kullanmıştır. Bu yüzden günümüzde feministler Sex and the City’den -haklı olarak- pek haz etmezler.

Sermayenin toplumsal cinsiyet üzerindeki etkisi azımsanamaz. Bu açıdan bakıldığında özgürleşme kisvesi altında başka prangalar edinmekten fazlasını yapmıyoruz. Nitekim kapitalizm, kadının nitelikli işçi gücüne katılımı dolayısıyla cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırıyor gibi gözükmesine karşın toplumsal cinsiyet eşitsizliğini büyük ölçüde olumluyor. Ama gel de bana bir sor kapitalizm ve tüketim kültüründen sakınabiliyor muyum? -Hayır. Doğruyu bilmek doğru eylemeye yetmiyor. Kapitalizmin köpeği olmuşuz…

(Kant’ın kemikleri sızladı!)

--

--